1970’lerde psikolog Dorothy Tennov tarafından tanımlanan limerence, “aşk hastalığı” olarak da adlandırıldı. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin tanı sisteminde yer almasa da, Sussex Üniversitesi psikoloji araştırmacısı Giulia Poerio bu yoğun bağlanma hâlini incelemeye devam ediyor.
Poerio’ya göre limerence yaşayan kişiler, arada bir ilişki olmasa bile sürekli aynı kişiyi düşünüyor. Karşılık gördüklerinde yoğun mutluluk, görmediklerinde ise suçluluk ve yas hissediyorlar. Bu kişiler, olumsuz sinyalleri görmezden gelerek zihninde ideal bir partner imgesi oluşturuyor ve bu durum çoğu zaman ilişkinin erken aşamalarıyla karıştırılıyor.
Nottingham Üniversitesi’nden sinirbilimci Tom Bellamy, karşılıklı limerence’in başlangıçta güçlü bir bağ yarattığını, zamanla ise daha dengeli bir sevgi biçimine dönüştüğünü belirtiyor. Bu aşamada iletişim, saygı ve bağlılık ön plana çıkıyor. Ancak duygular karşılık bulmadığında ve zihinsel meşguliyet günlük yaşamı etkilediğinde durum olumsuz bir hâl alıyor.
Poerio, süreci “zihinsel bir istila” olarak tanımlıyor ve keyif verici yönü nedeniyle bağımlılık benzeri bir etki yarattığını vurguluyor. Dorothy Tennov’a göre limerence ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sürerken, bazı durumlarda çok daha uzun devam edebiliyor.
Northwestern Üniversitesi’nden Alexandra Solomon, sosyal medya ve dijital platformların insanların ilgilendikleri kişiler hakkında daha fazla bilgiye erişmesini sağladığını ve bunun limerence’ı derinleştirdiğini belirtiyor. Sınırlı temas ve belirsizlik de süreci güçlendiriyor.




Yorumlar kapalı.