Gerekçeli kararın önemli bir kısmında Gezi Parkı protestoları ve bu süreçte açılan davalara yer verildi. Ana Gezi davasının iddianamesi ve hükümlerine geniş şekilde atıf yapılan kararda, Barım’ın Gezi davası hükümlülerinden Osman Kavala ile görüşmesi de suç unsuru olarak değerlendirildi.
100 sayfayı aşkın bölümde Gezi sürecine dair gelişmeler ve yargı kararları detaylı şekilde anlatıldı.
Mahkeme, Gezi Parkı protestolarını “anlık ve öngörülemez bir tepki” olarak değil, önceden planlanmış bir süreç olarak tanımladı. Gerekçeli kararda, eylemler için hazırlıkların iki yıl öncesinden başlatıldığı belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
Kararda ayrıca, Osman Kavala’nın protestolara katılan kişilere Umut Vakfı aracılığıyla maaş verdiği iddiası da yer aldı. Mahkeme, Gezi Parkı’nda yaşananları gün gün sıraladı.
Gerekçeli kararda, Gezi davası hükümlülerinden Can Atalay hakkında da değerlendirmede bulunuldu. Mahkeme, Atalay’ın milletvekili dokunulmazlığından yararlanamayacağını belirtti.
Atalay hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın milletvekili seçilmeden önce başlatıldığına dikkat çeken mahkeme, bu nedenle dokunulmazlık kapsamına girmediğini ifade etti. Bu değerlendirmede Yargıtay kararına da atıf yapıldı.
“Gezi Parkı protestolarının planlayıcılarından biri olmak” gerekçesiyle yargılanan Barım, 5 aydan uzun süren tutukluluğun ardından 1 Ekim’de tahliye edilmişti.




Yorumlar kapalı.