İstanbul Barosu, “Düzenleme daha ağır felaketlerin önünü açar” dedi. Deprem suçlarının ağır suç kategorisinde olduğunu vurgulayan Adana Baro Başkanı, genel ceza indirimleriyle aynı kapsamda değerlendirilmesinin toplumda cezasızlık algısı yaratacağını kaydetti. Hatay Baro Başkanı, 27. maddenin suç türü ayrımı yapmadan erken tahliye sağlayacağını hatırlatarak “Kamu güvenini zedeleyecek düzenleme geri çekilmeli”, Osmaniye Baro Başkanı “Canlar geri gelmeyecek olsa da adaletin tecellisi için bu suçlar kapsam dışı kalmalı” dedi.
Adalet Peşinde Aileleri Platformu adına açıklama yapan Ebrar Sitesi’nde ailesini kaybeden Fatma Irmak “27’nci madde bu haliyle geçerse, kaybettiklerimizin canına ikinci kez kıyılmış olacak ve adalet bir kez daha enkaz altında kalacak” dedi.
Genel Kurul’a gelmesi beklenen 11. Yargı Paketi yasalaşırsa 50 binden fazla insanın yaşamını yitirmesinden sorumlu ‘deprem suçluları’, birkaç ay kapalı cezaevinde kaldıktan sonra açık cezaevine nakledilecek ve kısa süre sonra tahliye edilecek. Aileler ve avukatları af gibi düzenlemeye karşı: Adaletin hafifletilmesi kabul edilemez.
Resmi rakamlara göre; 53 bin 537 kişinin can verdiği, on binlerce binanın yıkıldığı Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden sonra 116 bin 696 dava açıldı. Tutuklu sanık sayısı ise, sadece 148. TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen, kamuoyunda “11. Yargı Paketi” olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi yasalaşırsa ‘deprem suçluları’ da af gibi düzenlemeden yararlanacak. Hükümet “Suçla ve suçlularla mücadelede cezaların caydırıcılığının artırıldığı” yönünde savunma yapıyor. Gelen tepkiler sonrası terör, örgütlü suçlar, aile içi cinayet ve cinsel suçlar kapsam dışında tutuldu. 6 Şubat’ta yakınlarını kaybedenler ve deprem bölgesindeki barolar da ‘deprem suçluları’nın da yasadan faydalanmaması için günlerdir ses yükseltiyor.
Adana Baro Başkanı Volkan Böke “Tartışmalar, toplumda haklı bir kaygıya işaret etmekte. Bu kaygı yalnızca duygusal bir tepki olmayıp hukuki açıdan da ciddi bir sorun potansiyeli taşımakta. Deprem gibi kitlesel afetlerde sorumluluk, sıradan bir taksir değerlendirmesiyle açıklanamayacak kadar ağır bir niteliğe sahip. İmar mevzuatına aykırılıklar, denetim yükümlülüklerinin sistematik ihlali, bile bile eksik malzeme kullanımı ya da denetimsiz yapılaşmaya göz yumulması gibi fiiller; hukuken ‘bilinçli taksir’ hatta somut olaylara göre ‘olası kast’ sınırına yaklaşan ağır sorumluluk biçimleri oluşturur. Bu nedenle, deprem suçlarının genel ceza indirimleriyle veya yargılamayı hızlandırmaya yönelik teknik düzenlemelerle aynı kapsamda değerlendirilmesi, hukuki tutarlılık bakımından sorunlu olduğu kadar, toplumda cezasızlık algısı oluşturma riski de taşımakta. Yakınlarını kaybeden vatandaşlarımız için bu dosyalar, sadece bireysel dava süreçleri değildir; toplumsal hafızanın, kamu düzeninin ve hukuk devletinin sınandığı alanlardır. Adaletin geciktirilmesi, hafifletilmesi veya teknik düzenlemelerle zayıflatılması kabul edilemez” dedi.




Yorumlar kapalı.