Türkiye Gazetesi’nde yer alan habere göre, Prof. Dr. Özvar, konunun ciddiyetine işaret ederek, hem YÖK hem de olayın yaşandığı üniversiteler düzeyinde eş zamanlı soruşturma başlatıldığını duyurdu. “Çok ciddi bir hadise ile karşı karşıyayız. Sadece YÖK olarak değil, sahte diploma verilen tüm üniversiteler de kendi bünyelerinde süreci inceleyecek” diyen Özvar, ilgili üniversitelere dün itibarıyla resmi yazı gönderildiğini ve idari işlemlerin başlatıldığını belirtti.
Diploma sahteciliğiyle mücadelenin yalnızca idari değil, aynı zamanda hukuki bir zemin gerektirdiğini vurgulayan Özvar, bu tür vakaların önüne geçilmesi için yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu ifade etti:
“Sahte belgelerin üretilmesini ve kullanılmasını caydıracak cezai yaptırımların artırılması gerekiyor. Mevzuatımızda bu alana özgü net hükümler bulunmuyor. Yasal düzenleme şart.”
Türk Ceza Kanunu’nda sahte diplomaya ilişkin özel bir madde yer almıyor. Bu tarz suçlar “resmî belgede sahtecilik” kapsamında değerlendiriliyor. Şu anki mevzuata göre, sahte belge üretme veya kullanma suçları 1 ila 3 yıl arasında hapis cezasıyla sınırlı. Ancak eğitim alanındaki etkisi düşünüldüğünde, uzmanlar daha caydırıcı cezaların düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Yasal düzenleme yetkisi TBMM’ye ait. Meclis’in gündemine gelmesi beklenen tasarıyla, eğitimde belge sahteciliğine karşı daha net ve ağır yaptırımların hayata geçirilmesi öngörülüyor.
Sahte diplomalarla akademik unvan alan yüzlerce kişi arasında kimlerin bulunduğu henüz tam olarak netleşmiş değil. Ancak dosyada adı geçen kişilerden bazılarının kamu kurumlarında aktif görevde oldukları, hatta akademik kurul ve jüri üyeliklerine katıldıkları iddia ediliyor.
Yaşananlar, üniversitelerde akademik liyakat sistemine olan güveni ciddi şekilde zedeliyor. Eğitim çevrelerinde “bu skandalın yalnızca yüzeydeki kısmı ortaya çıktı” yorumları yapılırken, dijital güvenlik açıkları ve denetim zafiyetleri de tekrar gündeme geldi.




Yorumlar kapalı.