Demirtaş, çözüm sürecine ilişkin değerlendirmesinde, cezaevinde olmalarına rağmen barış için çalışmanın önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
Türkler ve Kürtler neden aynı anda seviniyorlar?
Doğru ya, yüz yıldır aynı anda sevinip aynı anda üzülmeyi unuttuğumuzdan bu durum kimilerini iyice işkillendiriyor. Oysa bu süreç tam da budur; aynı anda kazanacağız, birlikte daha güçlü olacağız. Belki “tek millet” değil ama “bir millet” olacağız. Tıpkı nar gibi; sert kabuğumuz bizi dışa doğru korurken içeride nar taneleri gibi yan yana, uyumlu ve çok olacağız: birliğin içinde çokluk.
Demirtaş yazısında, Kürtlerin bağımsız devlet kurma girişimlerinin başarısız olduğunu ancak asimilasyon politikalarına karşı direnerek varlıklarını sürdürdüklerini ifade etti. Kürtlerin zaman içinde Trakya’dan Anadolu’ya kadar birçok bölgeye dağıldığını ve Türkiye’nin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti devleti hepimizin devletidir, nokta. Bu anlamda Cumhuriyeti demokratikleştirme görevi de hepimizindir, nokta.
Gerisini el birliğiyle, gönül birliğiyle adım adım hep birlikte inşa edeceğiz çünkü artık silah, kan, acı aradan çıkmıştır. Önümüzdeki tek engel, eskiye olan bağımlılığımızdır; onu da cesaretle, yeni olana evrilteceğiz. Barışla hepimiz, hep birlikte kazanacağız.” dedi.
Demirtaş’a göre, geçen yüzyıl boyunca süregelen çatışmalar ve güvensizlik ortamı, hem devlet hem de Kürtler açısından çözüm yolunu tıkayan temel etkenlerden biri oldu. Ancak mevcut koşulların ve küresel dinamiklerin yeni bir paradigmayı zorunlu hale getirdiğini savundu.
Demirtaş, çözüm sürecinde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin cesaretle hareket ettiğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sürece irade koyduğunu ve CHP lideri Özgür Özel’in de çözümün bir parçası olmaktan çekinmediğini öne sürdü. Öcalan’ın da süreçte belirleyici bir rol üstlendiğini belirtti.




Yorumlar kapalı.