Küresel piyasalarda enflasyonla mücadele kapsamında faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisi güç kazanırken, bu tablo yatırımcıların altından uzaklaşmasına neden oldu. Faiz getirisi bulunmayan altın, yüksek faiz ortamında tahvil ve nakit gibi alternatif yatırım araçları karşısında cazibesini kaybediyor. Öte yandan, altın fiyatları 2013 yılından bu yana en sert çeyreklik değer kaybını yaşamaya hazırlanıyor.
ABD ile İran arasında süren gerilim ve Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik riskler, petrol fiyatlarını yukarı taşıdı. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, küresel enflasyon endişelerini yeniden gündeme getirirken, bu durum merkez bankalarının faiz indirimlerini erteleyebileceği beklentisini güçlendirdi. Piyasalarda oluşan bu görünüm, güvenli liman olarak görülen altın üzerinde de baskı oluşturdu.
Dolar endeksindeki yükseliş de altın fiyatlarını aşağı çeken önemli etkenlerden biri oldu. Altının uluslararası piyasalarda dolar üzerinden fiyatlanması nedeniyle ABD para biriminin değer kazanması, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından altını daha pahalı hale getirerek talebin zayıflamasına yol açtı.
Yılın ilk bölümünde altındaki yükselişten önemli kazanç sağlayan büyük fonlar ve kurumsal yatırımcılar, son dönemde kâr realizasyonuna yöneldi. Ayrıca altına dayalı borsa yatırım fonlarından (ETF) yaşanan para çıkışları ve merkez bankalarının fiziki altın alımlarındaki yavaşlama da satış baskısını artıran gelişmeler arasında yer aldı.
Artan tahvil faizleri ve güçlü doların etkisiyle yatırımcıların önemli bir bölümü altın yerine daha yüksek getiri sunan tahvil ve nakit varlıklara yönelmeye başladı. Analistler, altın fiyatlarında kalıcı bir toparlanmanın ise küresel enflasyonda belirgin bir gerileme görülmesi ve merkez bankalarının yeniden faiz indirimlerine yönelmesiyle mümkün olabileceğini değerlendiriyor.
Kaynak: Haber Merkezi



