Henüz 16 yaşındayken mahallesindeki yaşlı bir ustadan balık sepeti örmeyi öğrenen Turgut Özcan, o günden bu yana doğayla iç içe bir yaşam sürdürüyor. Yüksek dağlık bölgelere giderek doğada kendiliğinden yetişen yabani dikenli sarmaşıkları toplayan Özcan, “Dikenlerini soyup pürüzsüz hale getirdikten sonra, sarmaşıkları 15 gün boyunca kurutuyorum. Kuruyan sarmaşıkları yağmurda bırakıyorum. Yağmurla yumuşayan malzemeler, sepet örmek için hazır hale geliyor” diyerek süreci özetliyor.
Günde bir adet balık sepeti örebildiğini belirten Özcan, üretimin her aşamasında el emeği olduğunu vurguladı. Özcan, “Sepetin önce boru kısmını örüyorum, ardından diğer bölümler şekilleniyor. Bu sepetler geçmişte balık avında yaygın şekilde kullanılırdı. İçine kuru ekmek koyuluyor, sepetin içine ağırlık için taş ekleniyor ve suya bırakılıyor. Sabah olduğunda içinde balıklarla geri alınıyor” diye anlatıyor.
Turgut Özcan’a göre, artık geleneksel balık sepeti örücülüğünü sürdüren kişi sayısı yok denecek kadar az. Özcan, “Bu işi halen eski usulle yapan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Ancak il dışından bile sipariş alıyorum. Balıkçılar hala bu sepetleri kullanıyor. Bu bir gelenek, ama aynı zamanda geçim kaynağım” dedi.




Yorumlar kapalı.