Prof. Dr. Akhan, hantavirüsün kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması ve bazen de virüsü taşıyan kemirgenler tarafından ısırılma sonucu bulaştığını anlattı.
Akhan, virüsün iki klinik seyri olduğunu belirterek Avrupa, Asya ve Afrika’daki türünde böbrek yetmezliğine götüren bir tablonun söz konusu olduğunu kaydetti. Gemide ortaya çıkan hantavirüs türünün Amerika’daki türlerin sebep olduğu bir durum olduğunu anlatan Akhan, “Bugün gündeme gelen enfeksiyon solunum yolu ile ilerliyor. Bu enfeksiyon 1990’lardan beri bütün Amerika kıtasında görülüyor. Yer yer enfeksiyonlar yapan ve küçük salgınlar yapabilme özelliğine sahip.” dedi.
Solunumla bulaşan virüsün bu türü, akciğerlerde sıvı birikmesi ve şokla hastaların kaybına yol açıyor. Prof. Dr. Akhan, bu seyir tipinde yüzde 50’lere varan ölüm oranı olduğunu da kaydetti. Hantavirüsün tıpkı koronavirüste olduğu gibi lenf bezleri üzerinden ilerlediğini belirten Prof. Dr. Akhan, “Akciğerlere bir anda sıvının dolmasına ve solunum sıkıntısına yol açabiliyor. Asya ve Afrika’da böbreklerde etki ediyor ama buradaki durum biraz daha akut gelişiyor.” diye konuştu.
Gemide ortaya çıkan hantavirüs, küresel salgın ihtimalini de akıllara getirdi. Akhan bu konuya da değindi. “Bildiğimiz ve aslında hep olan virüslerden bir tanesi. Koronavirüs kadar yeni bir virüs değil.” diyen Akhan, “Temizlikle bunun önüne geçilebilir. Büyük bir salgın beklenecek bir durum değil, ama potansiyel var mı var.” şeklinde konuştu.
Türkiye, hantavirüsle 1997 yılında tanıştı. 1997 yılında İzmir bölgesinde böbrek yetmezliği şikayeti ile hastaneye başvuran bazı vakaların hantavirüse yakalandığı tespit edilmişti. 2009 yılında ise sekiz kişide bu virüse rastlanmıştı. O dönem de endişe yaratan hantavirüs, bir kişinin ölümüne neden olmuştu.




Yorumlar kapalı.