Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Siyasette de dış politikada da tek pusulamız Türkiye’nin çıkarlarıdır’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye'nin çıkarları olduğunu belirterek, 'Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz' dedi.

featured

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye’nin çıkarları olduğunu belirterek, ‘Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz’ dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu, Sözlerine Zonguldak’ta özel bir maden ocağında cuma günü meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madenciye Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilere ise acil şifalar dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’da yaşanan askerî araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz’e Allah’tan rahmet, şehidin ailesine başsağlığı diledi.’Hükümet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz’Kabine Toplantısında iç siyasete, ekonomiye, güvenliğe ve dış politikaya dair güncel gelişmeleri istişare ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükümet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı, ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum. Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlardan Türk cumhuriyetlerine, nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor, uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz’ ifadelerini kullandı.’Günü kurtarmanın değil, istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır’Geçen hafta Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat hakkında da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sari köklü devlet geleneğimizin zaviyesinden bakıyoruz. Günü kurtarmanın değil, istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık. Biliyorsunuz, 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Millî Mutabakat Hükümeti ile stratejik önemi haiz deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzalamıştık. Bu mutabakat, Türkiye ve Libya’nın Doğu Akdeniz’deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştur. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır; Türkiye’nin ilk günden beri savuna geldiği ‘Tek Libya, Tek Devlet’ ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü, Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya’nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum’ diye konuştu.’Türkiye olarak ne Libya’da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık, gayrılık görmek istiyoruz’Huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inandıklarını söyleyen ve Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakata karşı yükselen seslere cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya’da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık, gayrılık görmek istiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya’da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir. Tabii burada şu gerçeğin de altını çizmek durumundayım; Mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesi yoktur. Bizim Doğu Akdeniz’le ilgili politikamız çok nettir. Biz Doğu Akdeniz’de, tabiri caizse, birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını, bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz. Bir kere şunu herkes bilsin: Gerçeklerden kopuk agresif söylemlerin hiç kimseye faydası olmaz. Türkiye bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke zaten değildir’ ifadelerine yer verdi.’Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den dışlamaya çalışanlara, ülkemiz ile Libya’nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum’Siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye’nin çıkarları olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den dışlamaya çalışanlara, ülkemiz ile Libya’nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum. Libya Temsilciler Meclisindeki kardeşlerimize ve kardeş Libya halkına en kalbî selamlarımı yolluyor, Rabbim dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren, ‘Libya’da ne işimiz var?’ diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eden noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum. Bakınız, daha önce de söyledim. Siyaseti demokratik zeminde, mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmek, yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşımdır. Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye’ye hizmet etmediği çok aşikâr olan savaş jargonu, bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir’ dedi.’Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir’Türkiye’de 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığını, bölgesinde huzur adası olan bir ülke olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Avrupa’nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki; Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükümetimize saldıranlar, nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce, eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar. Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler. Bizim ne basın özgürlüğüyle ne de eleştirel seslerle bir sorunumuz vardır. Türkiye, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Avrupa’da televizyon kanalı sayısı itibarıyla ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor. Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye’nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz. Ama dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmez, edemez. Şu temel hakikati tekrar hatırlatmak isterim. Bizler ister iktidarda ister muhalefette olalım, hepimiz ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef insanlarız. Makamlarımız, unvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı. Ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz’ diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Siyasette de dış politikada da tek pusulamız Türkiye’nin çıkarlarıdır’